28 Eylül 2009 Pazartesi

Bizim Şifre Neydi Ya?

Yaşasın engeller, yaşasın şifreler :D Yasaklamayı, engellemeyi kesin çözüm olarak bilen ve bu sözde çözümü çok seven bir zihniyetiz.

Şöyle bir gazetelere göz gezdirirken netten bir
haber ile abuk bir moda girdim. Sevgili Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf yeni bir uygulamanın müjdesini vermiş biz yurdum insanına. Uygulama şudur efenim; televizyon dizilerinde izlediğiniz müstehçen (bu nasıl bir kelimedir ya :D) içerikli görüntüler, söylemler vs artık bir tuş kadar yakın değil size :P Behlül ile Bihter'in köşe kapmacasını izlemek istiyorsanız şifrenin parasını çatır çatır ödeyeceksiniz öyle izleyeceksiniz :Pp Yok öyle üç kuruşa beş köfte vatandaş nihahah :D Kendim bizzat yorum yapmıyorum zira bilog konseptine ters düşme tehlikesi yaşayabilirim yazabileceğim enfes kelimeler ile :Pp Cici kız moduna devam :Pp Dur ben en iyisi habere yapılan yorumlardan ekleyeyim şuraya :D

Dur eklemeden bir şey yazayım :p Tamam bazen izlediğimiz bazı sahneler çocuklar için uygun olmuyor. E burda çocuklar için uygun olmuyor diye şifre işine girmeye ne gerek. (amaç başka mı dedi biri :D ee şey olabilir :D) Ben ilkokul/ortaokul sıralarındayken babam ders çalışayım diye akşamları televizyon izletmezdi. Ekmek Teknesi gibi dizileri izlerdim bir iki. Diğerlerini izlemek istediğim zaman marş marş odana denirdi ve uygun adım odama yol alırdım ben de. Yani eşşek gibi otururdum odamda. Diyeceğim o ki bu iş bakanlar hede hödeyle olmaz :D


-"Demek ki Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız RTÜK’le birlikte çalışıp pornografik içerikli dizileri uygunsuz saatlerde yayınlayan TV şirketleri için ağır cezai yaptırımlar getirtmek yerine vatandaşı soymaya yarayacak bir şeyler icat etme peşindeymiş.Ve muhtemelen bu icatlardan birinin adı “şifre” olacak !"


-"böyle saçma şeylerle uğraşmayı bırakında adam gibi işler yapın ekonomiyi düzeltin millet sefil dükkan kapatan kapatana birazda onlarla ilgilenin beceriksizler"


-"milleti soydunuz soğana çevirdiniz şimdi suçu aşkı memnudamı arıyorsunuz aileden sorumlu devlet bakanını leyleklermi getirdi?"


-"Televizyonun düğme denilen bir yeri var beğenmeyen kapatır,izlemez!Kimi kimden koruyacaklar anlamadım,yasaklar daha çok ilgi uyandırmaktan başka bir şeye yaramaz!"

Yaa öyle işte :D

25 Eylül 2009 Cuma

Starbucksım Geldi :D


Normalde kahveyi çok seven bir bünyeyim. Şunlu bunlu farketmez kahvenin her moda girmiş halini severim. Amma velakin sanırım fazlaca abartıldığından Starbucks'u sevmiyorum. O karanlık insanın içini bayan ortamından nefret ediyorum. Genel olarak müşteri profilinin ülkemizde tiki diye tabir edilen insanlardan oluşması da büyük etken tabi benim sevmiyor olmama. Zira ben onlardan yeterince çekiyorum zaten :D



Alkışşşş şakşakşak hobareyyyy :D Çok gerekliydi ya zaten :D Kültür, Kadir Has, Bilkent derken sıra Bilgi'ye geldi. Aman ne de iyi oldu! Daha önce elinde birkez bile kahve ile görmediğim insanlar derslere elinde kahve ile girer oldu. Kampüs içerisinde herkesin elinde bir bardak kahve :D Kızılay mı dağıttı bunları lan diye bir bakınıyorsunuz ilk :D Hocalar derslerde bütün örnekleri Starbucks üzerinden vermeye başlıyor, bugün dersine girdiğim enterasan hoca bile "beni ofisimde bulamazsanız Starbucks'a gelin arayın mutlaka orada olurum" diyor, fashion tv türkiye ayağından fırlama tikiler "starbucksım geldiiiiii kızıııııım ben gidorum" diye garip garip cümleler kuruyor falan filan :D

Derse girmemeye fazlaca meraklı olan güzel okulumun güzide öğrencileri için saatlerce laklak yapmalarına çok müsait bu yer hayırlı olsun, uğurlu olsun :D Yolunuz Santral İstanbul'a düşerse buyrun gelin istediğiniz boy white chocolate mochanızı yudumlayın :D Cut.

24 Eylül 2009 Perşembe

Başlık Bulmak Ne Zor İş Hacı

Artık yeter. Ben diyim üç sen de beş gündür şu bilogu açıyorum yazı yazmak için ama her seferinde aynı hız ile kapatıyorum :D Kelimeler ile anlaşamadım bir türlü ama yeter :D

İstanbul'a geldim ben, aslında tee bayramdan önceki hafta gelmiştim sonra bayram için gittim ve yeniden geldim. Git gel git gel diye amele bir süreç yaşadım anlayacağ bilogcuğum :D İstanbul'u bıraktığım gibi buldum, yol üzerindeki emlakçının yerini fotoğrafçı almış bu gözümden kaçmadı sadece ehehe ehe :Pp Tamam sıkıcı olmayı bir yana bırakıp birkaç havadis ekleyeyim şuraya.

Geçen seneki son kullanma tarihi geçen ev arkadaşlarından ayrıldık arkadaşım ile. Toplamda dört kişi kalırken ikili şekilde yollarımız ayrıldı yani çok şükür bin şükür :D Yeni eve taşındık şimdi.

Bizim okul normal diğer bütün okullardan bir hafta önce açıldı. İlk gün ilk dersten konu anlatılmaya yoklama alınmaya başlandı. Evet sanırım hocalar çığrından çıkmış :D Birde anlamadığım bir şey var, aldığım bazı derslerin hocaları neden ilk dersten “bu ders zordur, çoğunuz geçemeyeceksiniz nasıl olsa” diyor. Ve bu söylediğini kanıtlamak için sınıfa yönelerek “bu ders birden fazla alacak olanlar kimler” diye neden gurur ile soruyor. Kalkan bir dolu eli görünce sevinç ile gülümsüyor. Neden işte bunu anlamıyorum :D

Haa unutmadan gelip giden ramazan hakkında, bayram hakkında, karabulut cinayeti hakkında bir yazı yazamadım ya kendimi pek eksik hissediyorum :p Üşengeçlik düş yakamdan ve arkana bakmadan defol.

Birde bende acayip bir kıskançlık başladı :D Bilog yazarlarını kıskanıyorum :D Manyak mıyım neyim bilmiyorum ama şimdi açıyorum bir bilog okuyorum okuyorum okuyorum sonra aynen şu şekilde "lan ne güzel yazıyor hatuna bak/adama bak" diyorum. Kıskanıyorum böyle eğlenceli yazan, güzel güzel yazan, okunabilir yazan herkesi. Yazmayın öyle şeyler :p

Dönem başlamadan çift dala başvurmayı düşünüyordum. Sonra bizim dersler başlayınca bundan vazgeçtim. Dedim bari çift olamadı yan dal olsun :D Amaaaan yan dal olunca ne olacak sanki dedim sonra ve vazgeçtim :D Kararsız kaldım bu konuda. Reklamcılık bölümünden yan dal mı yapsam kendi fakültemdeki bir bölümden bir şeyler mi yapsam bilemedim. Bu konuda tecrübe ya da fikir sahibi olup benimle paylaşmak isteyen olursa seve seve dinlerim valla :D

02 Eylül 2009 Çarşamba

Eylül Sabahı

Eylül sabahının serinliğini,
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum (*)


Sonbaharın habercisi Eylül geldi yine. Melankoliye fazlaca eğilimi olan insanların çoğu seviyor bu mevsimi. Delice yağan yağmurlar, kaldırımları süsleyen altın rengi yapraklar, rengarenk şemsiyeler, insanın bir anda içini ürperten rüzgar, közdeki kestanenin lezzeti, doğanın çıplak kalışı, toprak kokusu, yağmurlu bir günde sıcacık bir yerde içilen ince belli bardaktaki tavşan kanı çay... Bu mevsimde hayat daha sakin ama daha hüzünlü gibi sanki. Sonbahar bir ince hikaye işte.. Hoşgeldi sonbahar..

(*) Ataol Behramoğlu - Eylül Sabahının Serinliği
 
Clicky Web Analytics