18 Ağustos 2009 Salı

50 Maddede Ben

Mim yazma konusunda baya tembel bir bilogcuyum. Paslanan mimler zaman aşımına uğrayıp cevaplanamıyor. Ama bu sefer yazacağım mim biri tarafından paslanmadı ben kendim bizzat şahsen başka bir bilogda gördüm sevdim ve yazıyorum :p Mim orijinalinde 100 maddede kendinizden bahsedin/kendinizi anlatın içerikli ama benim 100 madde yazacak sabrım yoktu 100/2 yaptım :p

1) 20 yaşındayım Kasımda 21 olacağım
2) Bu ülkeyi yiyen insanların tez zamanda ilik kanseri/mide kanseri falan olmasını istiyorum
3) Kayseri’yi seviyorum ama Kayseri’de yaşamayı sevmiyorum
4) Hayvanlardan ve böceklerden ama en çokta böceklerden korkuyorum
5) Galatasaraylıyım. Kendimi bildim bileli hep öyleydim neden bilmem
6) Küçükken öğretmen olmak isterdim sonra başka bir bölüme girdim birinci sınıf sonunda pazarlamacı olmak istiyordum şimdilerde endüstri mühendisliğine kafayı taktım okuduğum bölümden mezun olabilecek miyim meraktayım
7) İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslarası Ticaret ve İşletmecilik 2. sınıfa geçtim
8) Çok fazla değer verdiğin insanın eninde sonunda bir tarafı kalkıyor evet ben buna katılıyorum
9) Jelibonun dünyanın en büyük keşfi olduğunu düşünüyorum
10) Annemle asla anlaşamadım
11) Asla çok tembel olmadığım gibi çok çalışkan bir öğrenci de olmadım. Arada bir yerdeydim ben hep
12) Radyonun içindeki küçük insanları merak etmiştim belirli bir yaşa kadar
13) Çocukken yalan söylersem taş olacağımı söylerlerdi. O yüzden hala duvarlardan korkarım. Sanki bütün duvarlar yalan söyleyen çocuklardan yapılmıştı
14) Yasmin Levy keşfedilesi bir sanatçı diye düşünüyorum ben çok seviyorum onu dinlemeyi
15) İçecek olarak ice-tea güzel bir tercih bence. Kola çocukluk sevdasıydı sadece
16) Peluş oyuncaklara karşı bir zaafım var, gördüklerimin hepsi benim olsun istiyorum
17) Küçük bir sahaf dükkanım olsun istiyorum, dükkanın kapısını açtığımda eski kitap kokuları karşılasın beni
18) Hanımeli kokusu başımı ağrıtıyor ama yinede yazın arada sırada burnuma gelen hanımeli kokusu beni mest ediyor
19) Karamele karşı alerjim vardı ama sanırım artık geçti
20) Akşamları yatmadan önce hala bir bardak süt içiyorum. Ve evet bunu seviyorum
21) Milka çikolata konusunda tartışmasız işini biliyor
22) Kitap okumayı seviyorum, kitap okuyan insanları da seviyorum
23) Çamaşır makinesinin sesinden nefret ediyorum, psikolojimi bozuyor
24) Yağmur altında yürümeyi ya da elimde kahve ile yağmuru seyretmeyi çok seviyorum
25) Bir heves Japon balığı almıştım sonra ölsün diye gözüne baktım. Suyunu değiştirmeye çok üşeniyordum. Evcil hayvan beslemek bana göre değil
26) Sigara içmem ama sigara yerine neskafe bağımlılığım var
27) Hiç kimsenin benden önce ayak basmadığı karda yürümeyi çok seviyorum
28) Converse seviyorum ama giymiyorum
29) Sinemada izlediğim ilk film Güle Güle idi sanırım. Okul ile gitmiştim
30) Patlıcanı, kuru fasülyeyi, pırasayı hiç sevmem
31) Çok gereksiz bir hafızaya sahibim. Sekiz yaşında izlediğim dizideki karakterlerin isimlerini, beş sene önce alışveriş sırasında bize yardımcı olan mağazadaki kızın ne giydiğini, söylenen sözleri unutmam.
32) Görme problemim var ama inatla doktora gidip gözlük almıyorum
33) Devletin benim yararıma bir şeyler yaptığına zerre inancım yok
34) İkinci Bahar ve Süper Baba tadı damağımda kalan dizilerdi
35) Çengelköy Çınaraltı Aile Çay Bahçesi güzel bir yer, orayı seviyorum
36) Yabancı dil öğreniminin yetenek işi olduğuna inanıyorum ve biliyorum ki bu yetenekten bende eser yok
37) Hiç kol saati kullanamam ama kol saatlerini çok severim, takı takmayı beceremem
38) Güzel pasta yaparım
39) Yeni tanıştığım insanların yanında susup otururum insanlar ile kaynaşmam fazla zaman alır ama kaynaştıktan sonra illet bir insan olurum. Bunaltıcı derecede gevezeyimdir
40) Sabahları erken uyanmaktan nefret ederim, uykuyu çok severim.
41) Pazar kahvaltıları ve pazar gazeteleri /gazete ekleri ne güzeldir
42) Puzzle ve antika araba tutkum var.
43) Uyurken yastığıma sarılmayı çok severim ve genelde üzeri açık uyurum. Annem 20 yaşında olmama rağmen geceleri üzerimi örtmeye odama gelir
44) Dişini fırçalamayan insanlara uyuz oluyorum. Sabah akşam fırçalasalar ellerine mi yapışır
45) Fas, Roma, İsveç, Mısır, İspanya, Kore, Hindistan, İtalya, İsviçre gitmeyi istediğim yerler arasında
46) Çiçekleri çok severim ama elimde çiçek taşımayı sevmem.
47) Kumaş pantolon ütülemeyi bilmem kravat bağlamayı bilmem, bilmeme de gerek olduğunu düşünmüyorum gerçi
48) Dondurma konusunda pek seçici değilimdir. Limon, karamel, vişne, sade, çikolatalı fark etmez yani
49) Evet tiramusu cidden güzel bir pasta
50) Son olarak kendimi çok seviyorum :D


Ben bu mimi çok sevdim bu yüzden fazlaca kişiye paslıyorum :) İsteyenler yazıversin :p

Pervane, Frambuazlı Ruh Pastasıyım, Nergisce, Erdal Erdoğdu, Psikopat Kedicik, Pilli Cadı, Godsyndrome, Bir Küçük Doktor, GeCe, Prima Rima, Gülcan ve son olarak Dreamland. {link eklemeye üşendim bu sefer :D}

Çamaşırlar ve Hayat


Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşinmişlar. Sabah kahvalti yaparlarken komşu çamaşirlari asiyormuş. Kadin kocasina ''Bak, çamaşirlari yeterince temiz değil, çamaşir yikamayi bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmiyor.'' demiş. Kocasi ona bakmiş, hiçbir sey söylememiş, kahvaltisina devam etmis. Kadin, komşusunun çamaşir astiğini gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşirlarinin tertemiz olduğunu gören kadin cok şaşirmis, bak demis kocasina ''Çamaşir yikamayi öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?''. ''Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim'' diye cevap vermiş kocasi.

Hayatta böyle değil midir? Başkalarini izlerken gördüklerimiz, baktiğimiz pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlidir. Birini eleştirmeden ve hemen yargilamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve ''iyi'' olani görmeye hazir olup olmadiğimizi farketmek güzel bir fikir olabilir.

Bugün mail kutuma düşmüş bu yazı :) Okudum beğendim ve buraya ekledim :)

08 Ağustos 2009 Cumartesi

Dostluk Nedir Ki?

İnsanların birbirlerini hayatlarından silebilmesi kolay mıdır?

Bir ömür denilen evlilikler gibi bir ömür sürecek dostluklar da var mıdır?

Dost ya da arkadaş ne demektir?

Görüşmediğiniz bir arkadaşınız aklınıza gelince hala üzülüyorsanız ne yapmanız gerekir?

Geçenlerde çok eski bir hattım geçti elime. Kapanmıştı falan ama içerisindeki numaralar hala duruyordu elbette. Şimdi görüşmediğim bir sürü isim vardı telefon rehberinde. Durup herkes hakkında düşünmeye başladım. Şununla ne olmuştu neden konuşmuyorduk, bununla neleri paylaşmıştık falan filan diye. Çoğunda benzer sonuçlar çıktı paylaştıklarım ve sevgim kopmamızı gerektiren nedenlerden daha baskındı ama yine de iletişimimiz bir yerde son bulmuştu işte. Onlar aramamıştı ben aramamıştım ve öylece seneler geçmiş bir arkadaşlık daha bitmişti. Bitmesi gerekir miydi? Kolay mı elde edilmişti sevgiler?

Telefon rehberindeki isimleri görünce ne çok insan eskittiğimi ve ayn şekilde ne çok insanın beni eskittiğini farkettim. Çok mu gerekliydi? Paylaşılamayan neydi ki? Tüm bunlar niye olmuştu? Tüm suç sadece bende miydi yaşanan her kopuklukta? Eğer öyleyse kimseye bağlanmamalı bundan sonra...

Sizin kaçtane dostunuz var? Bir dakika dostun sayısı olur mu ki? Bilmem ben saymadım sanırım hiç.. Gidenlerin sayısı her zaman gelenlerden çoktu galiba ama..

Yeniden gelmek isterdim bu dünyaya ve her şeyi en başından yaşamak isterdim. En önemlisi de herkes ile yeniden tanışmak ve sıfırdan yaşamak çoğu şeyi. Belki o zaman daha farklı olurdu her şey.

Bu sabah kimlere olduğunu bilmediğim özlemler ile uyandım. Sanırım bunun nedeni son zamanlarda fazlaca şimdi hayatımda olmayan insanları düşünmek. Size ne yapılırsa yapılsın, ne yaşamış olursanız olun zaman denen şey sayesinde kızgınlığınız ve hatta kırgınlığınız bile geçiyor. Geriye sadece kime olduğunu bilmediğiniz özlemler kalıyor. Ve sonra öylesine bloga böyle bir yazı giriliyor işte..

Bitti.

03 Ağustos 2009 Pazartesi

Tek Eksik Asteriks :p


Evet tek eksiğimiz bir köpekti. Allahtan babam çok düşünceli de bu eksikliği giderdi :p Ailemize yeni katıldı Asteriks :p Babama niye getirdin ne gerek vardı diye serzenişte bulununca bize verdiği cevap "kızım bu has kangal senden bile daha asil valla" oluyor :/ Kendisi akranlarına göre biraz irice ama henüz iki aylık. İnsan türünden birini görünce köşe bucak saklanacak yer arıyor garibim :D Saklanırkende boyuna posuna bakmadan arada arkasına dönüp hırlamayı unutmuyor :D Korkuyor mu bizi mi korkutuyor belli değil :D Leş gibi kokan nesquik mısır gevreğine benzeyen mamalardan yiyor ama mamayı süt ile karıştırırsak yiyor :D Şimdilik bu hayvancıkla ilgili tek sorunumuz tuvalet eğitimi :D Bilmiyoum bu konuda nasıl çalışmamız lazım :D Kendisine ait sandığı balkonu hergün çamaşır suyu ile yıkamaktan bıktım artık :D

Kocaman Mutluluklar


Gelmeyen postamdan yakınmıştım birkaç gün önce :D Bilmiyorum ki birileri sesimi mi duydu nedir bugün postamın geldiğini öğrendim :) Zarfı açmak, zarfın içindeki turuncu paketi açmak ve içinden çıkanları bir bir gördükçe sevince boğulmak :D Tarif edilemez güzel bir duygu :D Diğer biloglarda şundan gelen paket bundan gelen paket diye haberleri okuyordum ama okumak ile olayı yaşamak arasında muazzam bir fark varmış :)

Nergis
bana küçük mutluluklar gönderdiğini söylemiş ama bunlar benim için büyük büsbüyük mutluluklar :) Bu büyük mutluluklar için çok teşekkür ederim :)) Broşları her yere takıp takıştıracağım :) Çok sevdim ben onları :D
 
Clicky Web Analytics