24 Nisan 2009 Cuma

Gırgır ve Nostalji


Çocukluğuma dair net hatırladığım eşyalardan biridir gırgır :) Ot süpürge ile elektirikli süpürge arasında bir yerde icat edilmiş uzun demir saplı, altında iki adet döner fırçası bulunan dikdörtgen şeklindeki bir zamanların her eve lazım icadı :) Uzun bir tanım olduk bende farkettim :p Ama yazarkan bile heyecanlandım nedense :D



Annemin anneannesinin evinde görmüştüm ilk kez bu gırgır ismindeki şirin icadı :D Küçüktüm o zamanlar muhtemelen okula bile başlamamıştım henüz. Oturma odasının girişinde kapının yanında sağ tarafta dururdu bu gırgır. Anneannenin eşi almış. Gözü gibi bakardı gırgıra. Üzerinde iğne oyalı bir örtüsü bile vardı gırgırın :D Dün gibi iyi hatırlıyorum :) Gırgır kullanılacağı zaman örtü itina ile katlanır koltuğun üzerine bırakılırdı gırgır ile iş bitince yine aynı örtü itina ile üzerine örtülürdü. Elimi sürmeye korkardım gırgıra anneanne bir şey söyler kızar diye :D Onlara her gidişimizde gözüm gırgırın üzerinde olurdu :D Ve evet itiraf etmeliyim ki yere bilerek bir şeyler dökmüşlüğüm oldu sırf o gırgırın kullanıldığını görmek için :D Çocukluk işte :p Sonraları nasıl oldu hatırlamıyorum bana da nasip oldu o gırgırı kullanmak :) O gırgırın sapından tutarak bir ileri bir geri hareket ettirmek bana tarifsiz bir mutluluk verirdi :D

Şimdilerde anneanne Allah uzun versin hala hayatta ve süpürge hala evinde durur. Geçenlerde anneme bu gırgıra karşı olan ilgimi söyledim :D Aynı gırgırdan benim anneannemin de varmış bir zamanlar onunki kırmızıymış :p Ama atmışlar sonra :/ Gerçi atmasalarda istemezdim ben kırmızı olanı ben anneannenin gırgırını seviyorum maviş maviş :Pp Annem söyle anneanneye sana versin evinde nostacik bir hatıra olarak kalır dedi :D Aklıma yattı bu fikir :p Şimdilerde satılan renkli minik el gırgırları ya da şarjlı el süpürgeleri bu gırgırların tahtına çoktan yerleşti ama ben nostacik şeyleri daha çok seviyorum :)


Evet sevgili okuyucu bu gırgır muhabbeti nereden çıktı dersen eğer
Nestle'nin 100.yıl reklam filmini izlerken orada gördüm gırgırı :D Yukardaki iki resim oradan alıntı zaten :D Ve merak etmiyor değilim bu gırgırı ben gibi seven başkaları var mı acaba :D

20 Nisan 2009 Pazartesi

Umut ve Mutluluk

Umut

ve Mutluluk yeniden vizyonda..

Ve Bahar Tatili :D

Canım okulumun sevdiğim nadir yönlerinden biri şu "spring break" yani bahar tatili şeysi :D Bir haftalık bir tatil veriyorlar sağolsunlar varolsunlar :p En son tam olarak yetmiş gün önce evimdeymişim :p Özlemişim valla evimi :) Şimdi pembenin bütün tonlarının hakim olduğu odamda {eşşek kadar kız olduk hala odamız pembeli şeylerle dolu yahuu :D} yumuşacık koltuğumun üzerinde yayılmış vaziyetteyim :D Bu sabah hoca öğle ezanını okurken uyandım kalktım bi baktım ooo annem kahvaltı hazırlamış menemene yumurta kırmak için uyanmamı bekliyormuş :D Oyy oyy oyy ne güzel bir şey insanın böyle ailesinin yanında olması. Hoş böyle uzak kalınca kıymete biniyorum sadece ama neyse :Pp Dün akşam yemeğin bulaşığını kaldırayım dedim ablam masadan kalkarkan dursun ben kaldırırım dedi. Sonra ben kaldırmaya başlayınca annem seslendi dursun ben kaldırırım kızım sen bırak :D En son babam bardağını bırakmaya mutfağa gelince kızım sen ne yapıyorsun bırak annen appan yapar dedi :D Aaaa dedim ne oluyor ya sevinçten ağlayacağım be :D Yapmayın bana böyle şımartmayın canlarım :p İstanbul'a dönünce evin işlerini yapmayacağım sonra :p Şaka maka bir yana okulun stresi çevremdeki insanlarların bende oluşturduğu stres falan derken bu tatil çok çok iyi olacak. Şeker gibi gelecek bana :p Hoş İstanbul'a döndüğümün ertesi günü kazık bir matematik vizesi beni bekliyor olacak :/ Şimdilik bilinçaltımın en arkalarına itiyorum çalışma gerektiği ve sınavın olduğu düşüncesini :p Ve tabi dayatılan bir sürü ödevim var :D StratSim Management denen bir similasyon var ve oradaki zararda olan araba şirketimi kurtarmam lazım :D Şirketin bilançosunu ve gelir tablosunu çıkarmam lazım hede höde analizlerini yapmam lazım :D Aman ya bu ne biçim tatil :p Neyse birkaç gün tadını çıkartayım bari :Pp Siz de tatiliniz olmasa bile şu bahar havalarının tadını çıkarın :p Hadi gittim ben :)

11 Nisan 2009 Cumartesi

Bö Ne Ya :p

bö!2009

Sevgili Bilog :Pp Evet bilindiği gibi blog ödelleri {böööö} bilmem nesi başlamış. Yeni yeni biloglarda görmeye başladık ilgili görselleri ve duyuruları. Kategorilere baktım bi ve kendime en uygun kategorinin "İş Dünyası Bilogları Kategorisi" olduğuna karar verdim :Pp Bak kategorinin altında şunlar yazıyor Yönetici {ben ben manager skills bende mevcut hepsi hemde :Pp}, Proje {hali hazırda geçen dönem hazırladığım bir sosyal sorumluluk projem var birde bu dönem business plan yapıyoruz o da proje olabilir sanırım :p}, Para-Finans {geçen perşembe hoca bir finans anlattı oturduğum yerden ağladım yeminle :p anlaşılmayacak konular değil canııım :p haftayada imkb'ye gidiyoruz tecrübe babında :p para konusunda herkes iyi zaten :p}, Şirket-Ajans {işin teori kısmını halledelim bunlar da olacak elbet :p aceleye gerek yok şirket falan :p} Tamam bilogumda bu konulardan pek bahsetmiyorum ama bilmiyor değilim yani bu konuları :p :havalıartisbirsmileyburayagüzelolur: Siz benim bilgime bakaraktan bana oy verebilirsiniz :p Oylarınızı bekliyorum :Pp

Şaka bir yana her yerde görmeye başlayınca girip baktım bilog ödelleri sayfasına. Kategorilerde tanıdık birileri var mı diye :Pp Ama sonuç hüsran :p Mesela Hobi Bilogları Kategorisinde Örgü Oyuncaklar; Aile Bilogları Kategorisinde Prima-Rima, Gülcan, Smilena; Kişisel Biloglar Kategorisinde Pilli Cadı, Üfürükten Prenses, GeCe, Babegazelle; Yemek Bilogları Kategorisinde Tarifsiz Bir Gece; Kültür-Sanat Bilogları Kategorisinde Kırmızı Günlük olmalı bence :D Evet evet olmalı kesinlikle :p

Sonradan Dibine Not: Ehehe an itibariyle kendimi acayip salak hissediyorum :D Ceyda appanın yorumu ile dumur oldum :D Yarışmaya katılım tarihi geçeli olmuş baya eheheh :D Neyse yazdıklarım benim aday ve birincilerim olsun ehihi :Pp

07 Nisan 2009 Salı

Elif Şafak ve Aşk


Az önce bitirdim Aşk'ı. Bir kez daha hayran kaldım Elif Şafak'ın kelimelerle oynayışına. Ve elbette roman içinde roman kurgusuna. Mevlana ve Şems'e dair bilgiler edinirken acaba bir sonraki sayfada Ella'ya neler olacak derken buldum kendimi hep ya da tam tersi işte :) Rumi, Şems, Aziz, Çöl Gülü, Dilenci Hasan, Kimya, Baybars, Sarhoş Süleyman, Alaaddin, Kerra ve diğerleri.. Her birinin dünyasına ayrı ayrı giriyor insan. İki gün boyunca düşüremedim kitabı elimden. Evet tamda vize haftasında buluştum kitap ile. Ne olur artık bitsin ve sınavlara çalışayım derken bir yanım, bir yanım ne olur sonu gelmesin bu cümlelerin dedi durdu. Ama kitap bu elbet bitecekti. Sayfalar bitti belki ama okuduklarımın ve gözümün önünde canlananların etkisi bitecek gibi durmuyor :) Kitabı hiç susmaksızın anlatabilir kitap hakkında susmaksızın yazabilirim ama bunu benim yapmama gerek yok sanırım. Okuyanlar ya da okuyacak olanlar anlarlar zaten :p

Kitaptan Alıntılar {Aslında kitapta altı çizili çok satır var ama kısa olanları yazdım şimdilik :) Devamı gelir elbet nasıl olsa}

  • "AŞK'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde."

  • "Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir 'sen' zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir."

  • "Şems'e dedim ki: Bak, ipekböceği kozadan çıkarken alın teriyle ördüğü ipeği yırtıp parçalar. Bu yüzden çiftçiler ya ipeği seçerler, ya ipekböceğini. İkisini birden koruyamazlar. Çoğu zaman ipeği kurtarmak için ipekböceğinin canını alırlar. Bir tek ipek mendil için bilir misin yüz ipekböceği can verir?"

  • "Cevaplarla nasıl baş edeceğini bilmiyordu. Ne yapacağını bilmediği bir bilgi ne işine yarayacaktı? Ne kadar az bilirsen bilmek istediğin şeyleri, o kadar az incelir derin, incinir, kalbin. O kadar az kanarsın. Böyle bakınca aslında cehalet o kadar da kötü bir şey değildi."

  • "Tüm dünyayı sel bassa, ördeğin umrunda olur mu?"

  • "Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milad demektir. Şayet 'aşktan önce' ve 'aşktan sonra' aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişisz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!"

  • Kırkıncı Kural dedi tane tane konuşarak. 'Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde. '

Dibine Not: Şurada gördüm ki Elif Şafak'ın imza günü varmış. Ve yarın saat 16:30'da İTÜ'de bir panele katılacakmış Elif Şafak. İlgilenen olursa diye yazdım :p

 
Clicky Web Analytics