24 Mart 2009 Salı

Gün İçinden Mesajlar (:

"GÜNAYDIN. Belki çoktan UYANDIN. Bitti mi KAHVALTIN. Hadi güzel başla GÜNE. Anı yaşa takılma DÜNE. Geçmişi unut bak GELECEĞE. Birgün yaşayıp, mutlu uçan KELEBEĞE. Hayatla tanışmadan gülen BEBEĞE. Bilmeden yaşıyoruz ne olacak SENEYE. Doktor mutluluk yazdı REÇETEYE. Gittik bulamadık ECZANEYE. Sizce bu ilaç NEREDE. Bence tam İÇİNİZDE. Ortaya çıkabilir İSTEYİNCE. Hayatı yaşa İNCE İNCE. Küçük şeylerden mutlu olmayı BİLİNCE. Sorun çözülür bunu ÖĞRENİNCE."

Bu sabah 10'da dersim vardı ve ben saatimi 09:00'a kurmuştum. Eğer çalar saatin sesini duymadan önce uyanırsam herhangi bir şekilde o gün uykumu alamadığım hissine kapılıyorum :D Tüm gün sanki günlerdir uykusuzmuşum gibi hissediyorum :D Evet tamamen psikolocik :D Ne yapsam engelleyemiyorum bunu bu yüzden kimse çalar saatten önce beni kaldırmaya yeltenmiyor :p Neyse bugünden bahsediyordum evet sabah 08:43'te gelen mesaj ile telefonum titremeye ve biplemeye {titreme neysede biplemeye ne ya :D} başladı :D Mesajın sesini duyunca gözümü açmadan bütün günüm zehir olacak amann dedim :p Tek gözümü açarak mesaja baktım kimden gelmiş :p Vefalı bir dostumdan gelmiş :p Tabi ben o an uyumak için son on beş dakikam kaldığını görünce mesajı okumadan on beş dakika on beş dakikadır diyerek uyudum :Pp Saat çalınca oflaya poflaya saati susturup uyandım :D Sonra mesaj geldi aklıma mesajı açtım ve sizin yazının başında okuduğunuz cümleleri okudum :D Günüm zehir olacak demiştim ama yanıldım aksine acayip bir şekilde motive oldum :D İyi ki uzakta da olsa dost denebilecek insanlar hala var :)) Mesajı gönderen şahsa teşekkürü borç bilirim :p Çok çok tişekkür ederim :p

Sabah aldığım mesajın etkisiyle matematik dersine hoplaya zıplaya gittim :p Tabi derse gidince sadece teorik kısmı anlatılan türev konusu sayesinde az buçuk canım sıkıldı ama ne yapalım olur böyle şeyler :p Yahu lisedeki gibi şak şak türev alsak {hoş ben lisede de pek şak şak diye alamazdım ama neyse puhahah :p} ne iyi olur :p Şu ispat kısmına uyuz oluyorum ya :D Yok yapabilsem uyuz olmam ama basmıyor işte :p Vizeye de az kaldı aman neyse bu konuyu burada sonlandırıyorum :p Ders çıkışı anlaşılmayan türev konusu yüzünden morali bozulan arkadaşlarla hadi bir yere gidip bir şeyler içelim dedik ve kendimize tatlı ve içecek ısmarladık :D {yan tarafta görüyorsunuz kendilerini :p şaheser :Pp} Bir iki sınıftan bir iki hocalardan bir iki de okuldan bahsedip dedikodu falan yaptık işte :p Tiki muhabbetlerdi sıkıldım falan ama matematik dersinden yeminle daha zevkliydi :D

Eve gelince de akşam yemeği yaptım :D Bezelye yemeği, pilav ve patlıcan salatası :D Bilog şaka maka yemek yapmayı öğreniyorum yavaştan :D Eve ilk geldiğimde patates kızartması, makarna ve omlet yapmayı biliyordum. Onlarda yemekten mi demeyin :Pp Bana göre yemekti işte bir zamanlar :p Şimdi liste genişledi kendi çapında :D Mercimek çorbası, yoğurt çorbası, patates yemeği, pilav, kabak dolması, ıspanak yemeği, ekşili köfte, bezelye, karnıbahar, karnıyarık listeye yeni giren yemekler :D Böyle yemeği yaparken acayip mutlu oluyorum :D Olacak mı olmayacak mı merakı bende heyecan ve mutluluk yaratıyor :D

Bugünlük bu kadar zırvalama yeter ben gider :D

Nice Yıllara Sevgili Biloğum :p


Bugün pek sevgili muhterem bilogumun doğum günüydü :p Kimse kutlamadı aşkolsun hıh :Pp Bundan tam bir sene öncesinde yurtta açmıştım blogcunun sorunlarına daha fazla dayanamayıp :) Eski biloguma hala arada uğruyorum ama burayı daha çok seviyorum :D Aslında uzunca bir yazı yazma niyetim vardı ama yazamıyorum nedense :) Söyleyebileceğim şey burada yazmaktan ve ben gibi yazanları okumaktan zevk alıyorum :)) Yapılan bir yorum gönderilen bir mail bazen tanıdık bir insanın bile sağlayamayacağı mutluluğu sağlıyor bende :) Okuyan, okumayan, okuyup seven, okuyup sevmeyen, okumayıp seven (:P) herkeşe tişekkür edeyorum :D

Nice yıllara sevgili biloğum :p

22 Mart 2009 Pazar

Günlerden Pazar

Ne enfes bir duygudur sabah sabah ev arkadaşının seni sevdiğin bir şarkı ile uyandırması :) Sabah sabah dediysem saat on iki falan işte :p Normal insanlar için öğlen oluyor sanırım :p Sonraaaa en lezizinden hazırlanmış bir kahvaltı sofrası ve masanın ortasında sana göz kırpan menemen, ocakta fokur fokur kaynayan çay, zeytinyağı limon ve kekik ile hazırlanmış siyah zeytin, fırından alınan susamı her yere dökülen simitler, minik minik dilimlenmiş kaşar peynir, vişne reçeli, kahvaltı masasının başında saatlerce süren konuşmalar tarifsiz güzel şeyler :D Bu sabah neşe ile uyandım :) Müziği duyduktan sonra yatağın içinde bir sağa bir sola dönerek sabah keyfi yapıyordum kendi çapımda sonra "çay soğuyor hadi artık yaaaaa" çığlığı ile kalktım yerimden :D Buz gibi suyla yıkadım yüzümü ve aynaya baktım sonra şişmiş gözlerim ile :Pp Dedim ki kendi kendime "kızım manyaksın sen" Valla bak bilog manyağım ben :D Yani bazen öyle bir hale geliyorum ki sanki dünyanın bütün yükleri benim omuzlarımda :D Tamam evet bazı şeyleri istediğim gibi gitmiyor çoğu zaman ama ne yapayım alışmalıyım artık bu duruma :p Şu bunalımlı dönemlerimi çabuk atlatmalıyım bundan sonra :p Yok bir şey değilde geçen zamanıma yazık oluyor hep :p Neyse işte böyle şeyler düşünürken bir çığlık daha geldi "çay soğudu beeee hadi artık" İrkildim ve düşünceler aleminden çıkıp kahvaltı masasına oturdum afiyetle yedim hazırlananları :D Neyse işte bilog özetle iyiyim ben vallahi bak :p

Hayatımdaki bazı insanların varlığından şikayetçiyim ama bazıları var ya :) İşte mutluluk :))

20 Mart 2009 Cuma

Geçimsizim Kimsesizim Değersizim


"geçimsizim bu günlerde
kimsesizim bu yerlerde
değersizim bu ellerde"

Bu günlerde fazlaca dinler oldum bu şarkıyı. Geçimsizim kimsesizim ve değersizim.. Sokakta yürürken, otururken konuşurken ansızın bir cümle kemiriyor zihnimi "benim burada ne işim var ?" Zihnimden atamıyorum bu cümleyi. Üç sene önce kurduğum hayallerdeki kadar güzel değilmiş her şey. Sadece hayallerde güzel bazı şeyler. İstanbul, üniversite hemde başka bir şehirde, özgürlük, sana ait bir ev.. Hayat üstesinden gelebileceğim kadar kolay değilmiş ki ama. Yoruluyorum yoruldum. Daha yaşın ne, ne yaşadın, ne gördün ki diyenler olur-olacaktır elbet. Ama zorluğu anlamak için çok şey görmeye de gerek yok. İnsanlarla uğraşmaktan insanları anlamaya çalışmaktan onlara kendimi anlatmaya çalışmaktan bıktım. İşte bu yüzden geçimsizim kimsesizim ve değersizim.

Bu enfes şarkıyı indirmek isteyen olursa şöyle buyursun :)


17 Mart 2009 Salı

Kaf Dağının Ardında









Kaf dağının ardında bir şehir.. Vazgeçilmesi mümkün olmayan.. Çektiğim fotoğraflara bakınca farkettim de fotoğraf makinamı özlemişim :/ Neyse bir süre daha eski fotoğraflara bakıp iç çekeyim :p İstanbul özlemi duyanlar da bu fotoğraflara bakıp iç çekebilir :Pp

11 Mart 2009 Çarşamba

Küçük Kardeş


küçük kardeş olmak zordur kimi zaman :)

01 Mart 2009 Pazar

Rüzgar Esti Üstüme Üstüme

Tatilden döndüğümden beri yağmur yağıyor bu şehre.. Ve ben şehrin yağmurlu günlerini hiç sevmiyorum.. Suların biriktiği çukurlar, çamur olan topraklar, onlarca şemsiye, çamur olan pantolan paçaları, insanların telaşı ve sinirlilik hali beni daha da huzursuz yapıyor ben daha da hırçınlaşıyorum.. Bu şehrin yağmurlu günlerini sevmiyorum.. Ve yağmurlu günler bitmek bilmiyor..

Son yazının üzerine çok bir şey değişmedi ruh halimde ve bende.
Bir değişiklik annem İstanbul'a geldi :) Geldi bir hafta kadar kaldı ve döndü. Geliş sebebi kızların okullarının başlamaması ve benim evde tek kalamamamdı :D Üç gün tek kalmak için direndim ama sonra Mecidiyeköy civarında yaşanan hırsızlıkları duyunca uyuyamaz oldum :) Dışardan bir ses duyuyorum bir şey oluyor hemen gözlerim açılıyor ve kitlenip kalıyorum :) Sesin geldiği yere bile kalkıp bakamıyordum korkudan :p Neyse babama bu durumu söyleyince sabahına gönderdi annemi :) Annem gezdi dolaştı ve memnun bir şekilde ayrıldı buradan :) Bugün telefonda konuşuyorduk Beşiktaş'a gittim falan filan dedim bana soruyor hemen "metrobüs ile mi" :D Havaalanına metrobüs ile gittik geldik o da alıştı :p Yok anne dedim o tarafa metrobüs yok :) "metro ile mi gittin o zaman" diyor :D Metro metrobüs gibi ulaşım araçlarını sevdi kendisi :))

Bugün Beşiktaş tarafında çamaşır makinesi aradık kızlar ile. Evdeki bozuldu :/ Aldığı bütün suyu altından geri bırakıyordu :D {dibi delinmiş evet evet :p} Kuru temizleme yapmaya çalışıyordu bir nevi :p Neyse bütçemize uygun bir makine bulduk ve aldık :p Ve bugün Beşiktaş denilince çoğu kişi tarafından akla gelen yerlerden birini keşfettim-öğrendim.

7-8 Hasan Paşa Fırını :) Kaymakçı Pando'nun ününü duymuş gitmiş ama pek beğenmemiştim geçen sene. Dükkana sinen o yılların kaymak süt kokusu benim midemi bir garip etmişti ama Hasan Paşa Fırını hoşuma gitti :p Eee fırın güzel olur tabi :p Neyse efenim gayri ciddi halime son verip yazıya devam ediyorum. Fırına girip sağ tarafınıza dönünce şöyle bir manzara ile karşılaşıyorsunuz :p

Bir de insan topluluğu vardı tabi içerde :) İnsanlar "yarım kilo mantı bir kilo vişneli mekik", "yuvarlak kepeli ekmek 2 tane ve yarım kilo vişneli mekik" , "peynirli bilmemne" , "250gr vişneli mekik" diye siparişlerini söylüyorlardı :) Ben öylesine karışık kuru pasta almak için girmiştim dükkana :D Dedim en kötü ihtimal ekmek alırım :D Bizim burda fırın yokta sanki :p Evet lüzumsuz bir insan olabilirim ama aynı zamanda yeniliğe açığım :p Neyse dedim diğer kuru pastalardan alarak riske atmayım kendimi kötü falan olurlar belki şu vişneli mekik iyi bir şey herhalde ben de ondan alayım :D Yahuu ne yapayım her gelen üç insandan ikisi ondan istedi :p Düz mantık demek ki iyi bir şey dedim ben de gayri ihtiyari :) Ve yarım kilo vişneli mekik istedim birde kızların vitrinde gördüğü ve güzeldir güzeldir dediği çikolatalı kurabiyeden aldım {ne iyi bir ev arkadaşıyım yahu :p} Eğer yanlış görmediysem kurabiyelerin kilosu 8 TL idi sanırsam {bu da bilgi verici ayrıntılı not olsun efenim size :p} Eve gelip ev moduna bürününce vişneli mekik'i tatmak farzdı :D Ve ilk ısırığı alan ben derin bir ımmmmmm sesi çıkarttım :p Böyle acıbadem tadında ama sanki ondan daha güzel enfes bir kurabiye-kek karışımı bir şey :D İçinde belirgin bir badem aroması var :) Dedim kızım böcük bak ne zamandır İstanbuldasın o tükanın önünden milyon kez geçtin ve bu lezzeti farkedemedin :p Özetle yolunuz Beşiktaş'a düşerse 7-8 Hasan Paşa Fırınına uğramayı ve vişenli mekik almayı unutmayın :p Ekşi'yi okuyunca öğrendim ki fırının portakallı kurabiyesi, paskalyası, mantısı ve tarçınlı kurabiyesi de yeme de yanında yat cinsindenmiş benden söylemesi :p Birde kurabiyelerin kese kağıdına konması bende ayrı bir sempati uyandırdı nedense :p Son olarak fırın'ın yeri "kartal heykelinin kanadının ters tarafındaki sokakta sol tarafta" imiş Ekşi'den yaptığım bir alıntı :p Tarif verecek kadar iyi bilmiyorum yerini ama o kartalın olduğu sokaklardan birinde :p Neyse bu yazı da burada son bulur sevgili okur :p

Son olarak farkettim de ruh halim cidden vahim :D Yazıya nasıl başlamışım yazıyı nasıl bitirmişim :p Başlık da dinlediğim Nil şarkısından alıntı :p Allah'ım sen benim aklımı fikrimi koru :p {var mı ki yahuu :p}

 
Clicky Web Analytics